13 Ağustos 2012 Pazartesi
Uzun metrajlı sinema filmine imza atan Marie-Castille Mention-Schaar‘ın üstlendiği yapım, ilginç açılış sahnesinden sonra biri 18, diğeri 20 yaşında olan iki gencin okul hayatlarından kesitler sunarak filmin ilk bölümünde önce aşkın doğasını çiziyor. Birbirleriyle sürekli didişen, atışan Sarah ve Zach farkında olmadan birbirlerine tutuluyorlar; büyük aşklar nefretle başlar klişesi bir kez daha doğrulanıyor. Sarah ne kadar mantıklı, düzenli ve planlı bir insansa, Zachary onun tam tersi asi, okumakla arası hiç iyi olmamış ve kendi yoluna kimseyi çıkartmayan genç bir adam.Yönetmen tüm bu gelişme sürecini anlatırken, görsel açıdan güç malzemeler kullanmasına rağmen, maalesef çok şematik davranıyor. Filmde aşkın gözünü kör ettiği genç kız ailesini, iyi giden derslerini, ‘kardeşim' dediği oda arkadaşını ihmal ediyor. Zaten ilk adım da okulu ‘kırarak' geliyor. İçimden "Demek ki Türk, Fransız fark etmiyor tüm lise aşkları hangi devir olursa olsun okulu kırarak yaşanıyor" diye geçirdim.Dahası bol romantizm içeren bu Fransız yapımı, baş karakteri Sarah aracılığı ile dönüp dolaşıp seyirciye aynı soruyu soruyor: İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz? Eğer hayatınızda unutmak isteyeceğiniz derin, kötü yaralar bırakmadıysa, bu soruya cevap genelde derin bir iç çekişle ‘evet'tir. Genelde ömrümüzün en masum ergenlik yıllarına denk gelen ilk aşklar unutulmaz, yıllar geçip yollar ayrıldıktan sonra hep bir şekilde "Acaba şimdi ne yapıyordur?.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder